yasadigimiz dunyanin cehennem olma ihtimali

cennet olma ihtimalinden daha az korkutandır. sahiden ya cennet buysa, cehennem?

cengelkoy

hangi mahallesinden kendinizi bırakırsanız bırakın yine sahil şeridine varırsınız. çocukluktan, olgunluğa geçişte beş yıla yakın vaktimin tüm arkadaşlarımdan ve ailemden koparılmış şekilde adeta sürgün edilircesine, okumak adı altında geçtiği, neredeyse 13 yaşında kendime yeni bir yurt olarak gördüğüm ve farkında olmadan sonsuz bağlandığım yerdir. okuldan çıkıp koşarak öğle yemeği için çengelköy börekçisi'ne gitmek, çoğu insanın tadından habersiz olduğu tavuklu böreklere alışmak, çınaraltında çay içebilmek için paraları bir araya getirip para denkleştirmek, fotoğraf çekmek amaçlı gelen turistlere yarım yamalak ingilizce ile çengelköy'ü anlatmak, süper baba'dan bahsetmeye çalışmak, üsküdar'a yürüyerek gitmek zorunda kaldığın zamanlarda keşfettiğin kestirme yollarla mutlu olmak ve şimdi özlemekten ölmek. bir semtin en çok özlenilecek hali çengelköy'dür.
çengelköy'de yaşamak bir eski masaldır..

but

daha öncesi uygulanmayan okulda, yönetmeliğe girdiği yıl hocaların normalde geçirecekleri öğrencileri dahi bir büte girsinler bakalım, neymiş bu büt mantığıyla bütünleme sınavlarına bıraktığı ve uygulandığı ilk yıl daha ilk dönemde onlarca öğrencinin kalmasına sebep olan uygulama.

kafam girsin,evet.

okulu uzatmak

ilk zamanlar üniversiteye 17 yaşında başladığın için bir yıl uzatmış olmanın hiçbir sakıncası olmayacağını düşünürsün. fakat bir süre sonra bu düşünce yerini, sonsuza kadar üniversitede okuyup, bir türlü mezun olmayacakmışsın hissine bırakır.

yonetmen

emrinde bulunan setlerde, kendi faşist iktidarını kuran, çevrelediği alan üzerinde kurduğu faşist iktidar, hegemonya ve tanrısal, ilahi, algı ile bir sonuca varmak için her yolu mubah sanan kimse.

türkiye ve dünya sinema tarihine geçmiş, ilerici aydın sıfatını onurla taşımış kişiler tanım dışıdır.

vucuttaki dikis izleri

sanırım, kitabi sözlerin, ağdalı imgelerin, betimlemelerin, şiirselliğin ötesindedir. ne zaman bir şiirde veya herhangi edebi bir metinde dikiş, yara izleriyle alakalı bir kaç cümle görsem moralim bozulur. bir milat gibidir dikiş izleri, vücutta belirdikleri andan itibaren öncesi ve sonrası diye ayrılan, her baktığında öncesini için burkularak hatırladığın...sanırım en sinir bozucu olanı ise sonsuza kadar varlığını koruyacak olmasıdır. acıların, nefes almanın değerinin ve yaşanmışlıkların ne demek olduğunu dikiş izlerine baktıkça anlayan ve bir yıla yakın bir zaman olmasına rağmen vücudundaki dikiş izlerine alışamayan biri olarak daima moral bozukluğunun nedeni olacaktır.

ve evet herkesin bir yarası vardır..

caner bozkurt

2009 yılından bu yana grup yorum elemanıdır. grupta bağlama çalar ve son dönemlerde solistlik yapar. sazı ve sözüyle gruba güzellikler kattığı gibi, varlığıyla da insanı mutlu eder.

apandisit

varlığını bir şekilde hissettiren ve vakti geldiğinde patlayan hededir. #1575544 iş bu entryden 3 yıl sonra patlayarak, sahnede bir silah varsa o patlar sözünü anımsatmıştır.

bir erkegin aglamasi

bir kaç saniye sonra gördüklerimin gerçekliğine inanamıyorum, hayaldir belki ve belki o an gerçek hayatta yaşanmıyordur aslında fakat hayır çenesi titriyor gözleri dolmuş ve artık tutmuyor bırakıyor. benim kahramanım, kocaman adam ağlıyor yapacak hiçbir şey yok, hiçbir cümle yok ellerini avuçlarıma alıp ona eşlik etmekten başka.

grup yorum

bir kar makinası olarak 15 nisan'da 300 bin kişiyle bağımsızlık türkülerini haykıracak sıra neferleridir.

radyo zimbirti

babalar ocak ayında yayına başlamışlar, ben an itibariyle keşfettim. ancak bu kadar güzel yayın yapılır, şuan yabancı müzik çalıyorlar ve hafiften film müziklerine geçiş yapıyorlar önleri inanılmaz açık gözüküyor.

15 nisan 2012 grup yorum 2. bagimsiz turkiye halk konseri

http://www.youtube.com/...jawvdc&feature=youtu.be

grup yorum

grup yorum 2. bağımsız türkiye konseri 15 nisan’da

grup yorum, bağımsız türkiye isimli konserinin ikincisini vermeye hazırlanıyor.
bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek olan konser, geçen sene olduğu gibi yine bakırköy halk pazarında olacak.
konser 15 nisan 2012 tarihinde gerçekleşecek, geçen seneki gibi, yine ücretsiz yapılacak.
konsere katılacak konuk sanatçılar
-zülfü livaneli
-aynur doğan
-aylin aslım
-hüseyin turan
ve şiirleriyle
nihat behram olacak.
yer: bakırköy halk pazarı ( bakırköy adliyesi arkası)
tarih: 15 nisan 2012
saat:15.00
iletişim: 0 (212) 238 81 46





http://www.youtube.com/...jawvdc&feature=youtu.be

sevket cavdar

şu sorulması gerekir.

bir ameliyatın dünyada ilk defa bizim ülkemizde yapılması, tıp bilimimizin dünya standartlarından ötede olduğunun mu yoksa insan canının değerinin olmadığının kanıtı mı?

bitti.


var ya, sevdiğim bir insanı umutlarla bir hastane odasına yatıracağım sonra cesedini verip kusura bakmayın yapamadık zaten kağıdı imzalamıştı diyecekler, o olmayan organları onlara takarım.

abi kardes diyaloglari

kalas: aabi, saçın beyazlamış.

abi: kardan o

kalas:kar sadece iki teline mi yağmış?

abi: bu gün de psikolojimi bozdun,şükürler olsun.

kalas: şükürler olsun.

sessiz sinema oynarken asla anlatilamayacak film isimleri

<bkz: kara köpekler havlarken>

anne ile diyaloglar

-anne peteği neden kapattın?
+çünkü terliyorum
- iyi de ben donuyorum
+ ne yapabilirim sende menopoza gir.

djarum black

dakikalarca sürecek keyfin küçük mucidi.

kaçaktır, satan yerlerin adreslerini güvercinden verebilirim *

davidoff

sigara kullanmayan biri olarak, kendisine ve djarum black e zaafımlıyım fakat astım krizleri yoğunlaştığından bu yana kullanmıyorum. çekmecede duran bir paketi isteyene armağan edebilirim.

astim

kişinin astım olduğunu bilmeden yaşadığı ilk kriz anında nefes almaya çalışırken galiba ölüm böyle bir şeymiş ve o ana geldik diye aklından geçirir.